CEYLAN
 
Motorlu araçların Lazona’ya halen gelmediği, ulaşım imkanlarının son derece sınırlı olduğu, Vi3he’de bir elin parmakları kadar az şoför olduğu ve uzaktan parmakla gösterilip ‘ham khoçi şofori ren’ dendiği dönemler vardı. Şoförlük öylesine geçerli bir meslekti ki, kız verilirken bile Şoförlük mesleği tercih sebebi idi. Bizzat kızlar kendileri bile şoförleri tercih ederdi.
“Yumurtanun sarisi
Yere duşti yarisi
Ne zaman olacağim
Şoförlerin kharisi”
veya;
“Yeşili khamiyoni (Yeşil kamyoni)
Emzdi mendemiyoni (Al beni de götür)
Ma dulya varmaxenen (Ben iş yapamam, çalışamam)
Xanumi gomiyoni” (Beni hanım hanımcık gezdir, sakla) gibi türküler yakarlardı kızlar.
 
İşte o dönemlerde at, katır, eşek gibi hayvanlar revaçta idi Lazona’da. Ulaşım, çift sürme veya ağır yük işlerinde kullanılırlardı. Bu hayvanlar bile çok sınırlı sayıda bulunurdu. Atı olanlar da parmakla gösterilirdi Lazonada. Bu hayvanları olmayanlar gerektiğinde kiralık tutar yada kendilerini bedel ederlerdi. Mesela bir günlük at kirası iki gün hızar biçme veya üç gün bahçe kazmak gibi.
At sahipleri kadar atlar da ünlüydü. ‘Tosumoğliş N3xeni, Kharkhathoğliş N3xeni, Çhkhemişişi N3xeni, Eminoğliş N3xeni, Otuzbiroğliş N3xeni (..... atı) gibi sahipleri veya sülale lakapları ile birlik anılırlardı Atlar da.
Her yıl Mayıs, Haziran aylarında At güreşleri yapılırdı alanlarda. Yüzlerce, binlerce insan toplanır, horonlar oynanır şenlikler yapılırdı. Bir nevi festival gibiydi. Alanın etrafındaki tepecikler alaçiçek olurdu insan kalabalığından. At güreşlerinde birinci gelene ödül verildiğini duymadım ama birincilik olan Ata sahibolmak en büyük ödüldü zaten.
Tosumişi N3xeni çok ünlüydü mesela. Güreşlerin baş pehlivanı idi.Yıllarca şampiyonluğu hiç bir ata kaptırmamış doru bir aygırdı. Adı Ceylan’dı. Sahibi, meçhul bir cinayete kurban gidince Ceylan, günlerce acı acı inlemiş, haftasında o da ölmüştü.
Vi3he de At güreşleri, Sazluğişi duzi de yapılırdı. Sumle ile Abusufla ve Abu ulya yı biribirinden ayıran tepelerin üzerinde bir alandı Sazluğişi duzi. Etrafı, doğal trübin görevi yapacak küçük küçük tepeciklerle çevrilmişti alan. İnsanlar bu tepecikler sayesinde, olan biteni rahatça izler, tezahürat yapar, bir yandan da kısrağın etrafında kan köpük boğuşan aygırların olası hamlelerinden korunmuş olurlardı.
“Hayde Tosumoğli”, “Bastur Eminoğli”, “Çhkhemişoğli siraya” gibi sloganları kadın erkek çoluk çocuk birlikte atarlardı.
Alana, kısrağın yularından tutup vaziyeti idare edecek kişiden başka bir kul insan giremezdi. Kısrağı tutacak insan çok cesur biri olmalıydı ki ondan bol ne vardı Lazona’da. Bir düzineye yakın aygırın dişiye karşı üstünlük savaşı verdiği alanda dolaşmak, hele kısrağı tutup aygırları kışkırtmak yürek isterdi. Atak olmalıydı ayrıca. Bunca aygırın içinden biri hızlı davranıp kısrağa sahibolursa, müsabaka biter, işin tadı kaçardı ki böyle bir durum hiç olmadı. Bana göre insanların asıl amacı, kan köpük atların verdiği cinsel üstünlük mücadelesinin tadını sindire sindire çıkarmaktı galiba
Sarı Niyazi (Dutxuri Niyazi) olurdu genelde kısrağı tutan. Atlardan çok iyi anlamazdı ama cesurdu, ataktı, belki de çılgın. Bir yandan kısrağı değişik pozisyonlarda durdurarak aygırları kışkırtıryor bir yandan da aygırların kısrağa vaktinden önce sahip olmamaları için sağa sola kaçırıyordu.
*
O gün canına tak etmişti Ceylan’ın. Mızrağını sıyırmış orta çağ şovalyeleri gibi aygır gurubuna dalıp dalıp çıkıyor, çil yavrusu gibi dağıtıyordu.
Vakit öğleyi geçmiş, halen birincilik sağlanamamıştı ama Ceylan tüm aygırları hemen hemen tağıtmıştı. Hemen tüm atlar, kısrağa sahibolma umutlarını yitirmiş, alanın kenarlarında karınlarını doyurmakla meşkuldüler, biri harıç. Sağ ayağında siyah sekisi olan kır bir at. Eminoğlun Atı. Bir ara onu da püskürttü. Alanın çok uzaklarına kadar kovalayıp dört nal kısrağın yanına geldi. Tam da zaferinin tadını çıkaracaktı ki Sarı Niyazi kısrağın pozisyonunu değiştirdi. Onun da niyeti, biraz daha oyalayıp seyircilerin heyecanlı bağrışmalarının tadını çıkarmaktı.
Fakat o de ne? Ceylan, bir anda dalkılıç Sarı Niyazi’nin üzerine çullanmasınmı. Sarı Niyazi tetik davranıp bir ormangülü ocağını siper almasa varya... Ceylan Sarı Niyazi’yi kovalıyor, bırakmıyor, Niyazi de inatla kısrağın yularını bırakmıyordu.
Alandaki bu canhıraş mücadeleye seyircilerden korku nidaları yükseldi önce. Sonra bu nidalar gülüşmelere kahkahalara bıraktı kendini. Ve sonra büyük tepenin eteğinden bir slogan yükseldi; “Si komeçi Niyazi, Si komeçi Niyazi...” (Sen ver Niyazi)
Bu arada yine Eminoğlun Atı göründü uzaktan. Kaybetmeyi hazmedememiş, rakibini püskürtmek için dal kılıç son bir hamle yapıyordu. Ceylan bütün gücüyle onu kısrağın bir hayli uzağında karşıladı. Kıran kırana müthiş bir mücüdele başladı. Nal ve diş sesleri kalabalığın uğultusuna karışıyordu. Ama fazla uzun sürmedi. Kır at, Sabahtan beri dişe diş mücadele vermiş, fazla bir iddiası kalmamıştı. Bir iki şaha kalkış kişneyişten sonra ters dönüp çifte atmaya, sonra kaçmaya başladı. Ceylan peşini bırakmıyordu. Kısrağı unutmuş gibi dolambaçlı yollarda kaybolup gittiler. Bir süre sonra tekrar nal sesleri duyuldu. Arkasından Ceylan göründü. Toz duman içinde, elindeki mızrakla düşmana son hamleyi yapıp işini bitirecek Şovalyeler gibi geliyordu.
Seyircilerin tezahüratları eşliğinde alana girdi Tosumoğlun atı. Artık Sarı niyazinin de kısrağı dolandırmaya niyeti yoktu, öylece bekletti. Aygır kısrağa yanaşırken, bir anda koca alan sessizliğe gömüldü. Bütün gözler tek bir merkeze kilitlenmiş, nefesler tutulmuştu.
Ceylan bunca insanı daha fazla bekletmedi. Onun da beklemeye tahammülü kalmamıştı zaten. Aygırlık organı alabildiğine şişmişti. Kısrağın uysal davranışları onu daha fazla tahrik ediyordu sanki.
Bir anda sıçrayıp son hamlesini yaptı. Ceylan’ın aygırlık üzvu, kısrağın içinde kayboldu gitti. Kısrak iki büklüm olmuş, öylece kalakalmıştı.
Aygır, ağır ağır kısrağın üzerinden yere kayarken, tüm seyircilerden “Uuuuuuuhhh...” şeklinde bir nida yükseldi. Dev bir ağızdan, dev bir akciğerde sıkıştırılmış hava boşalmıştı sanki.
Bu boşalma, seyirciyi beyefendiden, orospuyu hanımefendiden ayırmayan şehvetin koro halinde dışa vurumu, insan benliğinin en diplerinde saklanan hedefi belirsiz arslanın kükremesiydi sanki.
 
N. Abaşişi
Yıl: 1959
 
GERİ DÖN
GERİ DÖN
     YASAL UYARI
BU SAYFALARDA YAYINLANAN
TÜM ÇALIŞMALAR 'FİKİR VE
SANAT ESERLERİ YASASI'
GEREĞİNCE YAZARIN KENDİSİNE AİTTİR.
YAPILACAK BESTE,
TİYATRO,SKEÇ V.B. TÜM
ÇALIŞMALARDA YAZARLA
İLETİŞİM KURULMALIDIR.
 
 
 
Ana Sayfa
Kimdir?
Laz Destanları
Şana
Lazuri P'aramitepe
Müzikler
Fotoğraflar
Şiirler
Makaleler
Tekerlemeler
Tkvala
P'ap'unena
İletişim
 
ABAŞİŞİ NURDOĞAN