P’AP’UNENA DO MTİLANAPE ÇKUNİ
(ATA SÖZLERİ VE İNANÇLARIMIZ)
Sevgili ziyaretçi.
Aşağıda göreceğiniz atasözleri ve inançlarımızla ilgili bölümden de anlayacağınız gibi bölgemiz çok zengin bir yerleşik kültüre sahiptir.
İlkel toplumlar, bir takım doğa olaylarından etkilenip yaşamlarına yön verirler. Ve bu tesbitlerini kuşaktan kuşağa aktarmak için bunu ya atasözlerine, inançlarına veya masallarına yansıtır böylece torunlarına yaşamla ilgili tecrübelerini aktarırlar. Ne kadar saçma sapan olursa olsun mutlaka bir doğruluğu ve gerçekliği vardır. Çünkü bütün bunlar, binlerce yıllık yaşam tecrübesinin imbiğinden süzülmüş gelmişlerdir.
Örneğin karınca kolonileri, bir anda telaşlanıp yuvalarına yiyecek taşımalarını izleyen insanoğlu, yakında havanın bozacağına hükmetmiştir. Bugün, hemen bütün hayvanların, hava koşullarının değişeceğine dair sezgisel özelliğe sahiboldukları bilinen bir durumdur. Her ne kadar bügünkü teknik araçlar kadar kesin sonuçlar elde edilmese de, hala hayvanların davranışlarından ve doğa olaylarından geleceğe yönelik sonuçlar çıkarmak mümkündür.
Eğer balıkçı isek yarınki havayı, tarlaya tohum ekeceksek mevsimin nasıl geçeceğini bilmek zorundayız. Ya kayığımız batar, ya ekinimiz berbat olur değimli?
Bilim insanları kutuplardaki buzdağlarının eridiğini Dünyadaki ikilimin değiştiğini, avaz avaz duyurmakta, önlem almak için çareler aramaktadırlar.
İşte tam da burada sizlere hepinizin bildiği, yıllarca saçma ve uydruk bulduğum, ama ne kadar da doğru olan bir Nasredin Hoca fıkrasını anımsatmak isterim. Hani Hoca birgün ağaca çıkıp dala ters oturarak kesmeye başlamış da yoldan geçen biri uyarınca terslemiş, Hoca, adamın doğru söylediğini ancak dalı kesip yere düşünce anlamış ya işte o fıkra.
Bügün Dünyamızın nimetlerini kullanırken insanoğlunun yaptığı o bilinçsiz tüketim ve hoyratça davranış karşısından acaba topyekün irsanoğlu olarak hepimiz dala ters oturmuyormuyuz? Bindiğimiz dalı kesmiyormuyuz? Yarın Hoca ağaçtan düştüğünde aldığı dersi bile kullanamayacak kadar çaresiz olduğumuzu bilmemize rağmen. Öyleya Hoca bir daha dalı keserken doğru tarafta oturur ancak biz Dünyayı yok edince nereye oturacağız, bu aklı nerede kullanacağız acaba…
Toparlarsam; Her topluluk gibi Laz insanı da kendi yaşam zorunluluğundan kaynaklı bir takım tesbitler yapma ihtiyacı duymuştur. Animist ve Şaman evrelere ait bu tesbitlerin pek çoğu da ‘boşinanç’ olarak günümüze kadar gelmişlerdir. Ne var ki insanoğlunun bilimsel gerçekleri bulabilmesinin temelinde bu boşinançların varlığını kabul etmek lazımdır.
Örneğin 3hanağani den (yeniyıl, 14 Ocak) 12 günlük hava durumunun takibedilmesi ile, ayların hava tahminlerini yapan atalarımız (ileride açıklanacak) bunu yapmasaydı, bugünkü Meteoroloji bilimi olurmuydu?
Sonuç olarak; Her insan topluluğu gibi Laz insanı da, çevdesindeki yaprağın kıpırdanışından, kuru gazelleri havalandıran minik anaforlardan, göçmen kuşların hareketlerinden, ağaç yapraklarının sararma biçiminden vb. vb. pek çok sonuçlar çıkarıp yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Bütün bu çıkarsamalar doğrusu yanlışı ile Laz insanı emin ortamlarda yaşamı sürdürme, gelecekten emin olmak, yaşama, çoğalma güdülerinin bir sonucu olduğu muhakkatır.
İşte bu bölümün ileri safhalarında, bölgemizdeki atasözlerimiz ve inançlarımızla ilgili yazılar bulacaksınız. Umarım ilginizi çeker ve siz de bana mail yolu ile iletişim kurarak farklı inanç ve atasözlerini gönderirsiniz. Sadece bunlar değil, tekerlemeler, deyimler,anlam güzellemeleri, bilmeceler,dualar beddualar, yakıştırmalar ne bulduysanız bana gönderin. Gelen bütün verileri değerlendirilip kaynağı ve bölgesi yine bu sayfalarda açıklanarak yayınlanacaktır.
Mjoroni do tenoni nğalepeşa (Güneşli aydınlık günlere)
NURDOĞAN DEMİR