"RASTGELE KHİTHOĞLİ"
 
Osmanlı döneminde “Lazistan” olarak bilinen ve sancak beylikleri statüsünde olan Doğu Karadeniz bölgesi, Cumhuriyet döneminde hızla değişmektedir ister istemez.
 
Önce Xope - Hopa, Arkabi - Arhavi, Viée - Fındıklı, Arthaşeni - Ardeşen, Atina - Pazar olarak tüm yerleşim birimlerinin isimleri değişmiştir.
İsir (kırsallarda yetişen bir ot türü) yataklar yerini pamuğa, gresta (pileki) kuzineye, kalamani (çarık) demokrat lastiğe, iskarpine bırakmıştır kendini.
 
İlçe merkezlerindeki tek katlı eçiş bücüş ahşap dükkanlar birer ikişer sökülmüş, üstü konut altı dükkan, ikişer üçer katlı kerpiç binalar yer yer boy göstermeye başlamıştır.
Artık sabahları yanlara doğru katlanarak açılan tahta kepenklerin çıkardığı kuru demir menteşe iniltilerinin yerini, insanın ödünü patlatan sac kepenk sesleri sarmıştır caddeler sokakları.
Deniz sularıyla halvet olan portakal, mandalina, dut ve incir ağaçları yerlerinden sökülüp transit yollar yapılmış, cadde ve sokaklara parke taşları döşenmiştir.
 
Köy insanı, ilçe merkezi civarlarında arsalar satın almakta; yeni yeni inşaatlar mantar gibi türemektedir.
Belediyeler öteden beri şehir eşrafının denetim ve yönetiminde iken, birer birer köy kökenli insanların eline geçmektedir.
Vi3he’nin, Andravati köyünden (Fındıklı. Kilittepe, Gökçetaş) Rasim Selimoğlu seçim startını, köylülüğü çarık, şehirliliği iskarpinle özdeşleştirip “Ben, belediyeye iskarpinle değil, çarıklarımla geliyorum!” sloganıyla verip, ezici çoğunlukla başkanlık koltuğuna oturmayı başarmıştır.
 
Çok güzel idealleri vardır Selimoğlu Rasim’in. Ama bir türlü iki yakasını bir araya getiremez Vi3he’nin. Köklü değişimlerin ardarda geldiği o süreçte ideallerini olanakları kısıtlar. Ayrıca şehrin merkezi, mütegalibe kesimin mülkiyetinde olduğundan şehir planlamasında zorluklar yaşar. Vi3he’nin cadde ve sokak düzenlemelerini bir türlü tamamlayamaz. Ana caddenin bir kısmına parke döşetmiş, (Zaten bir caddesi var) büyük bir bölümü endek döndek çamur deryasıdır. Hele dört yolun kavşağında öyle bir gölet oluşmuştur ki, karşıdan karşıya geçmek özel maharet istemektedir.
 
Vi3he’nin hafta günleri (halk pazarının kurulduğu perşembe günleri) çok kalabalık olur. Köylerden alışverişe gelenler, bu göletin kenarından atlaya zıplaya yürümektedirler. Zaman zaman boş bulunup, içine düşüp ayakları ıslananların tepkileri, belediyeyi bir türlü etkilememektedir.
Pek çok insan gibi Kithoğli Servet de göletin kurutulması için başkana gitmiş, hatta en son gidişinde başkanla atışmış, ona; “Bana bak başkan, sana on gün müsaade, sonrasının sorumlusu ben değilim.” deyip restini çekmiştir.
 
Gerçekten de onuncu günün sabahı yine bir perşembe günü Kitoğli, saçmasını omzuna, (serpme balık ağı) çizmesini ayağına giyip göletin kıyısına gelir. Omzundan serpmeyi indirip ağır ağır çözer. Eğilip vaziyet alarak göle atmaya başlar.
Tabii ki boş çeker serpmeyi ama yılmaz Kitoğli, devam eder. Göletin bu kıyısında olmadı öbür kıyısına koşturup durur dakikalarca. Yılların tiyatro deneyim ve yeteneğinin verdiği rahatlıkla caddenin orta yerinde ciddi ciddi balık avlamaktadır Kithoğli.
Görenler görmeyenlere haber verir sanki. Kısa sürede göletin etrafı ana baba günü olur.
 
Kitoğli Pi3xala deresinde balık avlar ciddiyette işini yaparken, bir yandan da etraftan gelen meraklı ve kinayeli sorulara yanıt yetiştirmeye başlar.
 
“Rasgele Üitoğli ”
“Eyvalla eyvalla ”
“Ne yapiyursin?”
“Neye benziyur? Baluk tutiyurum gyormiyurmusun?”
“Burda baluk olur mi, atlattun mi Khithoğli?”
“Haburaya göl olduğune göra baluk da olur.”
“Sen yavri koydun ise olur.”
“Ben yavri koymadum. Bu havuz Başkanun havuzidur koysa koysa o koymiştur. Beni meşgul etmeyun da Başkan duymadan iki tavaluk baluk tutayim.”
 
Khithoğli Servet bu yarım saatlik meydan parodisini seyircilerle birlikte oynar. Ta ki Başkan gelene kadar.
Sonunda Başkan görünür. O da bir büre seyircilerin kahkahalarına iştirak eder ister istemez. Bir fırsatını bulup Khithoğli’nin kulağına “Yahu Khihtoğli tamam artuk, ne demek isteduğuni anladuk. Söz veriyurum khurutacağim burayi” deyince, Kitoğli durur. Seyircilere dönerek;
“Arkadaşlar! Başkan bana bişeler dedi, duydunuz mi?”
“Duymaduk, duymaduk!”
Servet başkana dönerek;
“Bak kulağume dedukleruni seyirciler duymamiş. daha yuksek sesle söyle ki millet da duysun.”
Khithoğli orada hazır bulunan insanların da tanıklığı ile Başkandan, göletin kurutulacağına dair söz alır ve eylemini bitirir.
Sonra ne mi olur? Tabii ki göl kurutulur, 15 gün içinde parke taşı bile döşenir. Başkan ile Khithoğli Servet’in dostlukları eskisi gibi devam eder.
 
GERİ DÖN
GERİ DÖN
     YASAL UYARI
BU SAYFALARDA YAYINLANAN
TÜM ÇALIŞMALAR 'FİKİR VE
SANAT ESERLERİ YASASI'
GEREĞİNCE YAZARIN KENDİSİNE AİTTİR.
YAPILACAK BESTE,
TİYATRO,SKEÇ V.B. TÜM
ÇALIŞMALARDA YAZARLA
İLETİŞİM KURULMALIDIR.
 
 
 
Ana Sayfa
Kimdir?
Laz Destanları
Şana
Lazuri P'aramitepe
Müzikler
Fotoğraflar
Şiirler
Makaleler
Tekerlemeler
Tkvala
P'ap'unena
İletişim
 
ABAŞİŞİ NURDOĞAN