YAVAŞ GEL DEDE
 
Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından, Sarp sınır kapısının açılması ile Lazona’nın ticari iktisadi kültürel, sosyal örgülerinde gözle görülür değişimler yaşanır. Özellikle kadın erkek ilişkilerindeki geleneksel kabuk çatlamaya başlamıştır. İnsan ilişkilerinin zorunlu sonucudur bu. Dedelerimizin, bizlerin yaşamlarına bakıp da “Ah ah, bizim zamanımızda baş açık, baldır kabak bir kadın, caddede on adım gidemezdi” demecelerinin üzerinden yıllar geçmiş, namus uğruna dökülen kanlar kurumuş, kabuk bağlamıştır.
 
Ne ki çarpık ekonomik yapılanmanın getirdiği arabesk kültürün üzerine, halk dilinde “nataşa” kültürü de eklenerek ortaya yepyeni bir kültür (?) çıkar. İnsanoğlunun yapısı gereği kapalı toplum geleneklerinin içinde hapsolmuş egolar, kısa sürede açığa çıkmış geleneksel yapıtaşlarını yerinden oynatmıştır. “Köyden indim şehire / şaşırdım birden bire” demiş ya atalarımız, bu sefer şehir insanı kırsal kökenli geleneksel yapının imanını gevretmiştir.
 
Bu ucube kültür atmosferini soluyanlardan en çok etkilenen yaşlı kuşak olmuştur. 70’lik 80’lik dedeler meyhanelerde, otellerde, Sarp kapısından giren “nimet” lerden nasiplerine düşeni alma konusunda biribirleri ile adeta yarışırlar. Yıllarca kapalı toplum geleneklerinin baskısı altında yoğunlaşan egolar, ilkbaharda bağından bozulan danalar gibi, her türlü zührevi hastalıkların ve ayıp, hicap gibi erdemlerinn üzerinden dörtnal koşmaktadır Lazona topraklarında.
 
İşte bu karambol süreçte, kulakları zil sağır bir dede Vi3he’de (Fındıklı) bir eczaneye sallana yıkıla girer. Niyeti prezervatif almaktır. “Bana iki tane kapot versana,” der eskilerde kalmış bir sıkılganlıkla, ezile büzüle. Ne ki kulakları çok ağır işittiğinden yüksek bir tonla söylemiş, eczanenin dip bölümünde oturan bayanlar tarafından da duyulmuştur.
 
Aslında konuk bayanlar duymuşlardır da, duymazlıktan gelerek dedeyi yan gözle süzmektedirler. Eczacı kalfası uyarma ihtiyacı duyar. İşaret parmağını dudağına koyup önce: “Sus, yavaş konuş” der, sonra bir yandan bayanları gösterip diğer yandan da kendi kulağını işaret ederek “bayanlar duymasın ayıp” demeye getirir.
 
Fakat dede bunları yanlış algılayıp, güya yavaş konuşacakmış gibi eczacı kalfasına yaklaşarak olanca gücüyle bağırır:
“Uci şeni var skiri, khuthu şeni khuthu şeni.” (Kulak için değil oğlum pipi için pipi için.)
 
Dedenin hayret dolu bakışları arasında tüm eczanedekiler makaraları koyverirler.
 
 
GERİ DÖN
GERİ DÖN
     YASAL UYARI
BU SAYFALARDA YAYINLANAN
TÜM ÇALIŞMALAR 'FİKİR VE
SANAT ESERLERİ YASASI'
GEREĞİNCE YAZARIN KENDİSİNE AİTTİR.
YAPILACAK BESTE,
TİYATRO,SKEÇ V.B. TÜM
ÇALIŞMALARDA YAZARLA
İLETİŞİM KURULMALIDIR.
 
 
 
Ana Sayfa
Kimdir?
Laz Destanları
Şana
Lazuri P'aramitepe
Müzikler
Fotoğraflar
Şiirler
Makaleler
Tekerlemeler
Tkvala
P'ap'unena
İletişim
 
ABAŞİŞİ NURDOĞAN